Askerlik Tipleri

Pazar, 29 Kas 2009 yorum yok

Askerlik tiplerini ve acemilik sürelerini bu konu altında paylaşmaya çalıştım. İzin sürelerine yol iznini katmadım. Bu konu her türlü yoruma açıktır. Tamamlamak istediğiniz eksiklikler varsa yorum yazmaktan çekinmeyin.

Bedelli Askerlik
Toplam süre : 28 gün

Kısa Dönem Askerlik
Toplam süre : 6 ay
Acemilik süresi : 35 gün
Toplam izin süresi : 12 (Sınavdan sonra kullandırılan zorunlu izin) + 12 = 24 gün

Uzun Dönem Yedek Subay
Toplam süre : 12 ay
Acemilik süresi : 3 ay
İzin süresi : 12 (Acemiliğe başlamadan önce zorunlu kullandırılan) + 15 (Acemilik bittikten sonra kura çektiğiniz birliğe teslim olmadan önce verilen izin) + 24 gün = 51 gün

Uzun Dönem Yedek Subay (Meslek Kurası)
Toplam süre : 12 ay
Acemilik süresi : 18 gün
İzin süresi : 12 (Acemiliğe başlamadan önce zorunlu kullandırılan) + 15 (Acemilik bittikten sonra kura çektiğiniz birliğe teslim olmadan önce verilen izin) + 24 gün = 51 gün

Uzun Dönem Er
Toplam süre : 15 ay
Acemilik süresi : 3 ay
İzin süresi : 30 gün

9 Ay Sonra Tekrar

Çarşamba, 25 Kas 2009 yorum yok

Düşündüm, düşündüm ve başlık olarak bunu uygun gördüm. Sanırım blog yazmak bana göre değil. Bu gidişle senede en fazla 3 yazı yazabileceğim sanırım :)

Aradan geçen bu 9 ay içerisinde hayatımda birçok değişiklik oldu. 1 dönem süren yüksek lisans öğrenimi ardından kaydımı sildirip iş hayatına atılmaya karar verdim. Tecil sonuna kadar (Temmuz 2010) piyasada çalışırım diye düşünmüştüm. Fakat, çeşitli nedenlerden dolayı (maddi memnuniyetsizlik, tek tip askerliğe geçiş haberleri, işyerindeki bazı durumlardan kaynaklanan memnuniyetsizlik) Mart 2009′da çalışmaya başladığım işyerinden Haziran ayı başlarında ayrılmaya karar verdim ve askerlik görevimi yerine getirmek için başvuruda bulundum. 9 ay sonraki ilk yazımda askere gidecekler için bazı tavsiyelerde bulunmak istiyorum.

Öncelikle askerlikte kısa dönem ya da uzun dönem çıkması tamamen şansınıza bakıyor. Ben uzun dönem çıkmasını istiyordum fakat çevremdeki insanların baskılarından dolayı kısa dönem işaretlemiştim. Benim düşünceme göre askerde ne kadar az üstünüz varsa o kadar rahatsınız. Sorumluluğunuz fazla, fakat mesaiden sonra en azından evinize gidip rahat bir uyku çekebiliyorsunuz. (Her ne kadar şu sıralar haftasonuna angarya işler iteleseler de) Nitekim askerliğe başladıktan sonra tam düşündüğüm gibi oldu. Askerlik başvurusundan sonra geçenleri sonraki paragraflarda sıra sıra anlatacağım.

3 Haziran günü yaptığım tecil bozdurma işleminden sonra, 25 Temmuz günü sınav günü götürmem gereken evraklarımı askerlik şubesinden aldım. Sınava 2 Ağustos günü girmeye karar verdim. (Bu arada x. gün sınava girersen kısa dönem çıkıyor ya da uzun dönem çıkıyor şeklindeki söylentiler de külliyen yalan) Sınav için sabah 5′te Narlıdere’deydim. Gittiğimde pek fazla insan yoktu. Listeye adımı yazdırırken yanlış hatırlamıyorsam 17. sırada olduğumu gördüm ve sevindim. Girişte fazla beklemeyeceğimi düşünmüştüm. Fakat bu sevinç kısa sürdü. Meğerse her kağıt ayrı bir grupmuş ve benim yazıldığım gruba kadar 10 a yakın belki de daha ondan daha fazla 100′lük grup varmış. (Rakamları net hatırlamıyorum çünkü aradan uzun bir zaman geçti.) Buna ek olarak şunu da öğrenmiş oldum. Eğer oradaki konuşmaları yanlış duymadıysam bazı uyanıklar gece 11 civarı gelip isimlerini yazdırmışlar ve bu sayede sabahın körü gelmekten kurtuldular. Ayrıca geldikleri zaman bizden daha az beklemiş oldular. Gece 11′de isim yazdırma mevzusunu yanlış duymuş olabilirim. Bu mümkün değilse bile askerlik başvurularının kalabalık olduğu zamanlarda 1. gün gelip mesai bitimine yakın bir zamanda isminizi listeye yazdırırsanız, hem sabahın köründe gelmekten kurtulursunuz hem de geldiğinizde daha az beklersiniz. Bu da askere gideceklere benden tavsiye. İçeri alımlar saat 8 civarı başladı. Uzun bir bekleyişten sonra saat 10 civarı içeri alındığımı hatırlıyorum. İçeriye girdikten sonra gruptaki öğretmenleri ayrı bir mülakata alacakları için ayırdılar ve öğretmen harici adaylar ayrı bir sıra oluşturdu. (Dışarıda sıra olup içeriye girdikten sonra ayrışıp tekrar sıra olduğunuzda ve sayıldığınızda askerliğe ilk adımı atmış oluyorsunuz. Çünkü acemiliğin büyük bir bölümü sıra olmak, beklemek ve sayılmaktan ibaret.) Bu ayrışma olayından sonra bizi formalite icabı sözde mülakata aldılar. Bu mülakatta hiçbirşey yapmıyorsunuz. İçerisinde bulunduğunuz topluluğa “Aranızda dalgıç olan var mı?, konservautar mezunu olan var mı?” gibisinden klasik sorular soruluyor ve ardından sınava alınıyorsunuz. Sınavda ise “hepsini yanlış yaparsan kısa dönem çıkar”, “hepsini doğru yaparsan uzun dönem çıkar” ya da bu 2 cümlede “uzun” ve “kısa” kelimelerinin yer değiştirmiş hali olan söylentileri takmayıp yapabildiğinizi yapın yapamadığınızı boş bırakın. Ben yapabildiğim kadarını yaptım ve 1 boş bıraktım. Geri kalanının doğru olduğunu düşünüyorum. Sonuç olarak bana meslek kurası uzun dönem çıktı. Üstelik sınav formunda kısa dönem işaretlemiş olmama rağmen. Meslek kurasında Polatlı’da tanıştığım kişilerle yaptığım konuşmalar sonucunda da sınav sonucunun uzun ya da kısa dönem askerlik yapmanıza pek etkisi olmadığına karar verdim. Çünkü benim gibi meslek kurasına gelmiş kişiler arasında sınavdaki soruları rastgele atarak işaretleyenler de vardı.

Özet olarak askerliği uzun dönem, kısa dönem ya da meslek kurası uzun dönem olarak yapmanız ne işaretlediğiniz seçeneğe, ne sınava girdiğiniz güne, ne de sınav sonucunuza bağlı. Büyük ihtimalle mezun olduğunuz üniversiteye ve bölüme bağlı. Ayrıca şansınıza da bağlı.

Benim en merak ettiğim şey, “Hangi askerlik türü daha iyidir?” sorusunun cevabıydı. Yapabileceğiniz en iyi askerlik türü bana göre meslek kurası uzun dönem. Ara ara isyan etmeme rağmen mantık çerçevesinde düşündüğümde yine de meslek kurası uzun dönem askerliği seçiyorum. Nedenlerine gelecek olursak;

1- Acemilik süresi 18 gün ve bu 18 günden sonra 15 günlük tatile çıkıyorsunuz. Normal uzun dönemde ise Acemilik süreniz 3 ay. Kısa dönemde ise 1 ay. Yani en kısa acemilik süresi meslek kurasında. Acemilik süresinin kısa olması çok önemli bir nokta. Çünkü en fazla bunaldığınız dönem acemilik dönemi oluyor. Bize Polatlı’da herhangi bir fiziksel şiddet uygulanmadı ama dayak yemişten beter oldum. Resmen it muamelesi yaptılar. Buradan 329. dönemde Polatlı’da meslek kurası asteğmen adaylarını eğiten teğmene selam ederim…

2-Normal uzun dönem askerlik yaptığınızda acemilikten sonra takım komutanı oluyorsunuz. Bu da erlerle uğraşmak anlamına geliyor. Askerlikte erlerle ne kadar az uğraşırsanız o kadar iyi. Çünkü göreceksiniz, çok fazla arıza adam var. Ben askere gelmeden önce bu ülkede bu kadar fazla arıza adam olduğunu tahmin etmiyordum. Tabi buradan bütün uzun dönem erlerin arızalı adam olduğu anlaşılmasın. Sivilde meslekleri olanlar genelde düzgün oluyorlar. Arızalı adamdan kastım vasfı olmayanları kapsıyor.

3- Maddi açıdan düşünecek olursanız, meslek kurası uzun dönemde normal uzun döneme göre daha fazla maaş alıyorsunuz. Maaş aldığınız süre 11 ay ve son 3 ay teğmen maaşı alıyorsunuz. Bu yüzden normal uzun dönem ile karşılaştırıldığında meslek kurası maddi yönden daha avantajlı oluyor. Kısa dönemle karşılaştırırsak bile avantajlı oluyor. Şöyle ki;

Meslek kurasında asteğmen iken 1680 lira maaş alıyorsunuz, son 3 ay ise teğmen maaşının 2000′e yakın olduğu söyleniyor. 1900 olduğunu varsayarsak, 12 ayda aldığınız maaş 8*1680+3*1900=19140 TL ediyor. Size kısa dönem askerlik çıktığını varsayalım, askerliğinizin başladığı günden sonraki 12 ay cebinize 19140 TL girebilmesi için askerliğinizi bitirdikten sonraki 6 ay boyunca ayda 19140/6=3190 lira maaş alıyor olmanız lazım. Yani kısa dönem askerliğin maddi açıdan daha avantajlı olabilmesi için askerlikten sonra başladığınız işe ayda 3200 TL ve üzeri maaşla girmiş olmanız lazım. Ayrıca askerlik biter bitmez işe girmiş olmanız gerekiyor. Çoğu yeni mezun mühendis için ayda 3200 TL ve üzeri maaş biraz zor bir rakam.

4-Kısa dönemde askerlik yaptığınız süre her ne kadar kısa olsa da, o kısa dönem sizin için bir hapis dönemi olarak geçiyor. Özgürlüğünüz kısıtlı. Zamanınız sürekli askeriye sınırları içerisinde geçiyor. Uzun dönem askerlikte ise akşamları askeriye sınırları içerisinden ayrılmak, haftasonu arkadaşlarınızla gezmek kafanızı dağıtmaya yetiyor. Bu da askerlik stresini azaltmış oluyor.

Daha sonra fırsat bulduğumda askerlik ile ilgili yazımın devamını getireceğim… Şimdilik bu kadar.

Gmail’de bir yenilik daha

Çarşamba, 04 Şub 2009 yorum yok

Google, Gmail’e eklediği theme desteğinin ardından menüye etiketlemeyi kolaylaştıracak yeni bir seçenek daha eklemiş. Theme desteği Gmail’i kendi domainimle beraber kullandığımdan dolayı henüz bende aktif değil ama bu yenilik aktif. Zaten aradığım ve beklediğim bir özellikti. Birden fazla etikete sahip e-postaları toplu halde daha rahat etiketleyebilmek için etiketler arası taşıma seçeneği konulmuş.

gmail

“Şuraya taşı” butonuyla 1′den fazla etkikete sahip e-postaları bir tıklamayla tek bir etiketle etiketleyebiliyorsunuz artık. Gmail yavaş yavaş rayına oturmaya başladı, halen logosunda beta yazıyor fakat betalıktan çıktı artık gördüğüm kadarıyla :) Yahoo’dan Gmail’e geçmekle hata etmemişim.

ICD2 Clone

Salı, 27 Oca 2009 yorum yok

Uzun zamandır kendime pic için debugger almayı planlıyordum. Microchip’in orjinal icd2 debuggerı yol masrafı hariç 160$ (260 TL) olduğundan, Olimex’in icd2 debugger klonundan alacaktım. PIC-ICD2 ve PIC-ICD2-POCKET modellerinden birini düşünüyordum, ta ki Ebay’de araştırma yapana kadar. Olimex’teki klonlardan ilki 78 euro, ikincisi 80 euro. Yani şu anki kurlara göre 80 euroluk olan 170 TL’ye denk geliyor. İlkinin pcbsi direk açık halde, ikincisi ise kutulu ve ufak. Resimleri aşağıda;

pic-icd2 pic-icd2-pocket

Ebay’de yaptığım araştırmada zif soketli ek programlama pcbsi ile beraber 45$’a icd2 klonu satıldığını gördüm. Bunun resmi ise aşağıdaki gibi;

83aa_1

Kargo ücretiyle beraber 73.45$’a (119 TL) denk geliyor. Ürün ile ilgili bırakılan feedbacklere baktım, herkes üründen memnundu. Toplamda 2600′den fazla ürün satışı yapmıştı ve genel olarak feedbackleri gayet iyiydi. Ayrıca ürün kutuluydu ve oldukça kaliteli görünüyordu. Bu durumda gidip Olimex’ten sipariş vermek mantıksız olacaktı. Olimex yerine buradan almaya karar verdim. Bu, Ebay’de yaptığım ilk alışverişim oldu. Ürün 13 Ocak’ta Amerika’dan USPS Express ile kargoya verildi ve 20 Ocak günü verdiğim adrese ulaştı. Bazı aksaklıklardan dolayı 26 Ocak günü alabildim. Ürün gayet iyi paketlenmişti ve üzerinde en ufak bir hasar yoktu. Hemen büyük bir hevesle denedim ve satıcıya güzel bir feedback bıraktım. Artık rahat rahat çalışabilirim. İşte resimler :

dsc01676dsc01677dsc01679dsc01680dsc01683

Uzun bir aradan sonra…

Salı, 27 Oca 2009 yorum yok

En son yazdığım mesajdan sonra 23 gün geçmiş. Bloguma baktım ve yeni bir mesaj yazmaya karar verdim. Bu 23 gün oldukça yoğun geçti. Finaller, projeler… Bu öğrencilik beni artık gereğinden fazla yormaya başladı. Bir yandan para kazanma hırsı fakat diğer yanda öğrencilik sorumlulukları… Bazen yüksek lisansa başvurmakla yanlış mı yaptım diye düşünüyorum. Amacım ne diye düşünüyorum, daha sonra kendime cevap veriyorum : “Amacım kendi yolumu çizip hayatıma yön verebilmek ve kendi ayaklarım üzerinde durabilmek.”. Daha sonra yüksek lisans derslerine bakıyorum, benim gibi piyasada çalışmak isteyen biri için tamamen yararsız dersler bütünü görüyorum. Bu dönem aldığım 3 dersten sadece 1 tanesi bana birşeyler kattı. O da power electronic systems dersi. Bu durumda yüksek lisans yapmak bana destekten çok köstek oluyor aslında. Neyse sonuç olarak 2008 mayıs ayındaki düşüncelerime geri dönecek olursam, hata yapmış değilim. Yüksek lisansa ileride “keşke yüksek lisans yapsaydım” dememek için, kontrol ve aviyonik laboratuvarında çalışmak için başvurduğumu kendime tekrar tekrar hatırlatmam ve verdiğim bu karardan pişmanlık duymamam lazım.

Özet olarak 1 dönem içerisinde neler oldu diye analiz edecek olursam;
- Yüksek lisansın o kadar da gözde büyütülecek birşey olmadığını görmüş oldum.
- Yüksek lisansa, akademik kariyer yapılmayacaksa kesinlikle bulaşılmaması gerektiğini anlamış oldum.
- Kontrol ve aviyonik laboratuvarunda bilgimi biraz daha artırdım, insanların tecrübelerinden faydalandım ve bunları kendime uyarladım. Böylece kendimi geliştirmek için bilgi eşik değerini aşmış bulunmaktayım. Bundan sonrası için önüm açık.

Bakalım önümüzdeki günlerde neler olacak…

Categories: Havadan Sudan Tags:

Bir Projenin Gelişimi

Pazar, 04 Oca 2009 2 yorum

Çalıştığım projede her aşamanın fotoğraflarını çekmiştim. Bunları paylaşmak istedim. Prototipler LPKF Protomat ile basıldı.

LPKF ProtoMat Circuit Board Plotter
dsc01266

Prototip 1
dsc01326

Prototip 2
dsc01441

Prototip 3
dsc01456dsc01464

Final
dsc01467dsc01470dsc01648

Categories: Elektronik, Havadan Sudan Tags:

RF Amplifier Circuits and PCBs

Pazar, 04 Oca 2009 yorum yok

Bir proje için değişik rf amplifier entegreleri denemem gerekti. Çizdiğim şemaları ve pcbleri paylaşayım dedim. Şemalar CircuitMaker, PCB’ler Traxmaker ile çizildi. PCB’leri Altium Designer ile de açabilirsiniz.

Schematics are drawn with CircuitMaker. PCBs are drawn with TraxMaker. You can also open/edit them with Altium Designer.

dsc01636dsc01638

SBB-2089(Z)
sbb-2089z.rar

SKY65009-70LF
sky65009.rar

SKY65028-70LF & SKY65004
sky65004.rar

Kütüphaneler/Libraries
libraries.rar

Şifre/Password: anilerkol.com

2008-2009 kışının ilk karlı günü, İTÜ

Cuma, 02 Oca 2009 yorum yok

Pazartesi günü aralığın son haftası 2008-2009 kış mevsiminin İstanbul’daki ilk karlı gününü karşıladık. Bu kar ne zaman yağacak diye beklerken en sonunda yağdı, çok da güzel oldu :)

Kampüsten eve dönüşte çektiğim 2 fotoğraf var, paylaşmak istedim :

dsc016281dsc01629

Tabi bu karlı günün bazı olumsuz getirileri de oldu. Karlı güne hazırlıksız yakalandığımdan ayaklarımda spor ayakkabılarla yanımda şemsiye ya da bere olmadan kampüs içerisinde çıkışa kadar yaklaşık 1 km. yürümek zorunda kaldım. Kampüsten dışarı yürürken kafamda karların biriktiğini farketmemiştim. Otobüse binmemle kafamdaki karların erimesi bir oldu. Otobüs şoförünün ben bu yokuşu inemem demesiyle, eve 1.5 km kala otobüsten inmem ve eve yürümem ise bonus oldu. Eve geldiğimde ayaklarım ve saçlarım tamamen ıslaktı. Neyse ki karlı günlerde hasta olmuyorum :)

Categories: Havadan Sudan Tags:

Merhaba Dünya

Cuma, 12 Ara 2008 2 yorum

4 sene önce açmış olmam gereken kişisel blogumu bugün açmış bulunmaktayım. Bu kadar beklememe neden olan şey ise hazır yazılım kullanmama konusundaki katı prensibimdi. Hayatımda birsürü katı kurallarım var, bu da onlardan biriydi :) Kişisel sitemde hazır yazılım kullanmayı kendime yakıştıramıyordum. Fakat bu 4 sene içerisinde sitenin alt yapısına harcayabileceğim boş zamanım olmadı. Bu yüzden de sitenin açılması ötelendikçe ötelendi. Wordpress gibi bir sistem hazırlamaya kalksam sanırım bunun için birsürü zamanım gider. Bu gidecek zamanı bilgilerimi paylaşmaya ayırmanın daha mantıklı olacağını düşündüm.

Açılış yazısını yazmışken kod renklendirme eklentisini de denesem hiç fena olmayacak sanırım;

1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
if ($baglanti && $veritabani) {
    mysql_query("SET NAMES 'latin5'");
    mysql_query("SET CHARACTER SET latin5");
    mysql_query("SET COLLATION_CONNECTION = 'latin5_turkish_ci'");
 
    $durum = 0;
    $sorun = 0;
    $timeout = 2;
    $fp = @fsockopen($_ayar[hedef][host], 80, $errno, $errstr, $timeout);
    if ($fp) {
        fputs($fp, "GET ".$_ayar[hedef][dosya]." HTTP/1.0\r\n");
        fputs($fp, "Host: ".$_ayar[hedef][host]."\r\n");
        fputs($fp, "Referer: ".$_ayar[casus][referer]."\r\n");
        fputs($fp, "User-Agent: ".$_ayar[casus][user_agent]."\r\n\r\n");
 
        while (!feof($fp)) {
            $icerik .= fgets($fp, 8192);
        }
 
        preg_match_all("/<a href=\'ara_2\.asp\?kayit_no=(.*)&unvan=2\'>(.*)<\/a>/iUs", $icerik, $ogrenciler);
 
        $ogrenciSayisi = count($ogrenciler[1]);
        for ($i=0; $i<$ogrenciSayisi; $i++) {
            $ogrenciKayitNo = $ogrenciler[1][$i];
            $ogrenciAdSoyad = $ogrenciler[2][$i];
            $ogrenciAdSoyad = kucult($ogrenciAdSoyad);
            $ogrenciAdSoyad = addslashes($ogrenciAdSoyad);
            $sorgu = "INSERT INTO im_ogrenciler (kayitNo, adSoyad) VALUES ('$ogrenciKayitNo', '$ogrenciAdSoyad')";
            mysql_query($sorgu, $baglanti) or $sorun=1;
            /*if ($sorun) {
                echo $sorgu;
                die(mysql_error());
            }*/
        }
        echo 'Kişi kayıt numaraları ve isimleri veritabanına aktarıldı.';
    }
    else {
        $sorun = 1;
        echo "Serverda sorun var.";
    }
}
@mysql_close($baglanti);
Categories: Kategorilendirilmemiş Tags: